Hayatı aynı değer kıstasları ile okuyabildiğimiz ölçüde güçlüyüz. Engeller çoğu zaman bedende değil bakışta, anlayışta, düşüncede, dilde, yeterince önemsenmemiş iyiliklerde ve ihmal edilmiş sorumluluklarda gizlidir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” düsturumuz ancak en kırılgan, en hassas bireylerimizi ve kesimlerimizi sorumluluk, dayanışma, iyilik ve hoşgörü temelinde güçlendirdiğimizde gerçek anlamına kavuşur.
Türkiye Yüzyılı, büyük hedeflerin yüzyılı olduğu gibi kimseyi dışarıda bırakmayan bir vicdanın da adıdır. Bu doğrultuda, engelli vatandaşlarımızın aktif olarak hayatın içinde yer aldığı; üreten, yön veren ve iz bırakan bireyler olarak varlık gösterdiği bir toplumsal zemini bir ve beraberce inşa ediyoruz. Eğitimden istihdama, ulaşımdan kamusal hizmetlere, şehirlerin fizikî dokusundan sosyal ve kültürel hayata kadar atılan her adım, erişilebilirliği bir tercih değil temel bir ilke haline getirme kararlılığımızın ifadesidir.
Unutulmamalıdır ki bu yolculuğun en sessiz kahramanları, engelli bireylerimizin kıymetli aileleri ve refakatçileridir. Gündelik hayatın görünmeyen yükünü omuzlayan bu büyük sabır ve adanmışlık, her türlü takdirin üzerindedir. Bu bağlamda engelli vatandaşlarımızın her daim yanında olan yakınlarına ve refakatçilerine sunulan destekler, bu kutsal emeğe duyulan büyük saygının vefa borcu, mütevazı bir karşılığıdır.
Engelliler Haftası’nın, toplumumuza daha derin bir farkındalık ve daha güçlü bir sorumluluk duygusu kazandırmasını temenni ediyorum. Tüm engelli vatandaşlarımıza, onların hayat yolculuğunu omuzlayan kıymetli yakınlarına ve fedakâr refakatçilerine sağlık, huzur, mutluluk ve esenlikler diliyor; aziz hemşerilerime ve yüce milletimize gönülden selam, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.
Cemil Tekin
















