Hendek’te Koltuk Kapmaca: Siyasetin Ahlaki İflası
Sakarya’nın Hendek ilçesinde yaşayan biri olarak son on yıldır gözlemlediğim siyasi manzara, açıkça ifade etmeliyim ki vicdanları yaralayan, mide bulandıran bir hâl almış durumda. Bu ifadeyi kullanmak belki ağır görülebilir, ancak gerçekler çoğu zaman tokat gibidir: Uyandırmak içindir.
Siyaset, milletin iradesini temsil etme sorumluluğudur. Ancak Hendek’te uzun süredir sergilenen görüntü, halkın ihtiyaçlarına değil; şahsi ihtiraslara ve koltuk savaşlarına endekslenmiş bir tiyatroyu andırıyor.
Seçimleri kazanan değil, kaybedenler konuşuyor. Sandıktan çıkan irade değil; arka odalarda yapılan hesaplar belirleyici oluyor.
İki dönemdir aynı siyasi çizgiden aday olup seçim kazanamayan bazı çevrelerin, seçimi kazanan mevcut yönetimi etkisizleştirmek için harekete geçtiği konuşuluyor. Bu iddialar arasında Ankara’dan gelecek desteklerin engellenmeye çalışıldığı, belediye içindeki bazı personellerin dolaylı talimatlarla iş yavaşlattığı gibi hususlar var. Eğer bunlar doğruysa, bu bir siyasi hamle değil; bir ilçenin kalkınmasına pranga vurmaktır.
Siyaset Neden Yapılır, Kim İçin Yapılır?
Bir siyasi anlayış, "bizim olmayan kazanamaz" mantığıyla hareket etmeye başladığında; o artık demokrasiye değil, intikamcılığa hizmet eder. Hendek’te siyaset, uzunca bir süredir "hizmet yarışı" değil, "koltuk savaşları"na dönmüş durumda. Bugün hizmet etmeyen, yarın "ben daha iyi yaparım" iddiasında nasıl bulunabilir?
Bunun yanında dikkat çeken başka bir çarpıklık da, bazı bölgelerin "az oy verdiniz" denilerek adeta cezalandırılmasıdır. Bu, sadece adaletsiz bir uygulama değil; halk iradesine saygısızlıktır.
Belediye başkanları, sadece oy aldığı mahallelerin değil; tüm ilçenin temsilcisidir.
Oy fazla, hizmet fazla; oy az, hizmet yok gibi bir anlayış ne anayasada ne vicdanda karşılık bulur.
Birlik Olmak Zor Değil, Yeter ki Niyet Halis Olsun
Gelin bir anlığına siyaseti bir kenara bırakalım. Düşünelim:
Eğer Hendek’teki tüm siyasi temsilciler, meclis üyeleri, geçmiş dönem başkanları bir araya gelip "Hendek için Ankara’dan ne alabiliriz?" diye birlikte hareket etse, bu ilçeye ne kadar büyük katkı sağlanır?
Bunu yapmak zor değil. Zor olan, ben değil biz diyebilmek.
Yıllardır bir ileri iki geri giden Hendek’in kaybedecek vakti kalmadı. Belediyenin geçmişten kalan taşınmazları bile gerektiği gibi işletilemiyor. Ya boş duruyor ya da verimsiz şekilde değerlendiriliyor. Bu da gösteriyor ki mesele sadece yönetim değil; kolektif akıl eksikliği.
Sitemimdir, Uyarımdır, Vicdani Borcumdur
Ben bu yazıyı bir düşmanlıkla değil; aksine Hendek’i seven, bu toprakların evladı olan bir vatandaş sorumluluğuyla kaleme alıyorum.
Herkese eşit mesafedeyim. Sağcısı, solcusu, partilisi, partisizi fark etmez.
Ama şu koltuk sevdasıyla yürütülen; hemşeriliği, dayanışmayı, halka hizmeti unutturan bu siyasi anlayışı vicdanım kabul etmiyor.
Ne olur artık şu seviyesiz, intikamcı ve hizipçi siyaseti bir kenara bırakın.
Birbirinizle hizmette yarışın, kavga değil; katkı üretin.
Sonra elbette sandık gelir, halk kararını verir. Ama o gün geldiğinde en azından;
“Biz elimizden geleni yaptık.” deme şerefine sahip olun.
Koltuklar tapulu mülkünüz değil; halkın emanetidir.
O koltuğu alan, hakkını versin; kaybeden de hizmeti sabote etmek yerine katkı sunsun.
Halk, kimin ne yaptığını unutmaz. Allah da…
Yalçın Kaynak
Bir Sade Vatandaşın Kaleminden, Bir İlçenin Vicdanına…
Admin





















