https://www.hendekguncel.com/files/uploads/user/d582ac40970f9885836a61d7b2c662e4-ec83a7f5ddd90dad401b.jpg
Yalçın Kaynak

"Emekli Bir Belediye Çalışanının Duygu ve Düşünceleri ve de Basına Çağrısı"

05-01-2026 15:57

Onları yargılamadan önce elini vicdanına koy. Onların ayakkabılarımızı giy; cesaretin varsa, gezdikleri tüm bu hizmet bekleyen yollarda yürü. Bir gün akşama kadar sadece şantiyede dur. Meselâ; taş kırma eleme tesisinin tozu, toprağı, gürültüsü içinde kal. Asfalt şantiyesinin kokusunu, tozunu toprağını yut. Kilit parke makinesinin kulakları yırtan, beyin zonklatan sesini dinle. Beton santralinin çimento ve taş tozunu sol. İçine kilit parke taşıyan forklifçinin yanına otur. Beton santralini, taş kırma eleme tesisini besleyen lastikli loader operatörünün yanına bin; hiç durmadan hoplaya zıplaya, baş döndürücü şekilde malzeme taşımasına tanıklık et.

Yukarıdan siloları doldurup, aşağıdan —tabiri caizse— deli gibi kendi doldurduğu malzemenin kırılıp un ufak olmuş, toz hâline gelmiş hâlinin bu sefer kamyonlara yüklenişini seyret. Bu arada söyleyeyim; operatörün yanında oturmak kadar zor ve yorucu bir şey yoktur. Zaten ilk fırsatta aşağı atlar, kaçarsın. Bir gün garajda marangozhanenin ağaç tozunu yut. Diğer gün bakımhanede; biri gidip ikisi, üçü, beşi bakıma gelen kamyonların, iş makinelerinin egzoz dumanını yut. Akşama kadar demircinin kaynak dumanını sol. Sayıları bine yakın köpeklerin kokusunu içine çek; uyuzu, hastası, kuduzu olan köpeklerin bulunduğu barınakta dur. Bir gün de köylere yol yapmaya, karlı yolları açmaya git; operatörlerin, şoförlerin yanında yüreğin yetiyorsa, kalbin sağlamsa kal.

Bir gün temizlik işçisi arkadaşlarla kalk yatağından, sabah ezanı okunmadan. Hendek’in 92 mahallesinin çöpünü toplamalarını, merkez mahallelerin sokak ve cadde aralarını süpürmelerini seyret. Ev süpürmeye benziyor mu, kıyasla. Hendek’in çöp kokusunu içine çek. Bir gün sadece… Onlar bu işleri hiç durmadan, her gün yapıyor, yapacak. Sen yazsan da yazmasan da ömürleri böyle geçecek. Siz bu yazıyı okumaya tahammül edemezken, onlar bir ömür bu rutine sabredecekler. Siz olumlu ya da olumsuz yazsanız da… Vs. vs. vs. Sonra akşam otur, yaşadıklarını yaz.

Habercilik; niyet, hedef ve görüş ne olursa olsun, hak ve hakkaniyet zemininde yürütülmesi gereken ağır bir sorumluluktur. Bu sorumluluk yalnızca bilgiyi aktarmakla sınırlı değildir; emeği, insanı ve sonuçlarını da gözetmeyi gerektirir. Siyasi, şahsi ya da nefsî duyguların öne çıktığı; önünde ve ardında başka beklentiler taşıyan her haber, bir tarafı memnun ederken diğer tarafa telafisi zor yaralar açabilir.

Bu satırları bir gazeteci kimliğiyle değil; ömrünün büyük bölümünü belediye hizmetinde, sahada geçirmiş emekli bir belediyeci olarak kaleme alıyorum. Son günlerde hava muhalefeti nedeniyle açılmakta geciken yollar üzerinden yapılan tartışmaları izlerken, meseleyi masa başından değil; yıllarca karın, çamurun, gecenin içinde görev yapmış biri olarak değerlendirme ihtiyacı hissediyorum.

Hendek; 17 merkez mahallesi ve sonradan mahalle statüsü kazanmış 75 köyüyle, toplam 92 mahalleden oluşan zor bir coğrafyadır. Bu mahallelerin bir kısmına normal hava koşullarında dahi ulaşım 30–40 dakikayı bulurken, yoğun kar altında hizmet üretmenin ne anlama geldiğini sahada çalışan herkes çok iyi bilir.

Bu hizmeti yerine getirenler; bugün eleştirilerin hedefi hâline getirilen belediye çalışanlarıdır. Ve özellikle altını çizmek isterim ki bu insanlar Hendek’in kendi evlatlarıdır. Aynı sokaklarda büyüdüğümüz, aynı okullarda okuduğumuz, aynı sofraları paylaştığımız kardeşlerimizdir.

Son iki yıl içinde yaşanan iki ağır iş kazası hâlâ yüreğimizdedir. Bir kardeşimizi görev başında kaybettik; bir diğer kardeşimiz ise onlarca ameliyatın ardından iki uzvunu kaybederek hayata tutunmaya çalışıyor. Bunlar birer haber başlığı değil; bu kentin bağrından çıkan emekçilerin ödediği ağır bedellerdir. Bunun dışında kamuoyuna yansımayan pek çok yaralanma, hurdaya çıkan araç ve iş makineleri de bu mücadelenin sessiz tanıklarıdır.

Henüz kısa bir süre önce Hendek Belediyesi’nin, tam da bu tür olağanüstü şartlarda kullanılmak üzere iş makinesi ve araç alımı amacıyla borçlanma yetkisi talep ettiği kamuoyunun malumudur. Meclis toplantısında bu yetkinin, çözüm üretmekten ziyade anlık siyasi reflekslerle verilmemesi; bugün aksayan hizmetler üzerinden yükselen eleştirilerle birlikte ister istemez şu soruyu gündeme getirmektedir: O gün alınmayan kararın bedeli bugün kime ödetilmektedir?

Bu noktada, habercilik anlayışına dair bir hususu da vicdanen dile getirmek zorundayım. Geçmişte belediye binasının koridorlarında; yazın serin, kışın sıcak odalarda, deri koltuklarda oturup hazır bilgiyle haber üreten bir konfor alanına alışmış bazı anlayışların; yönetim değişikliğiyle bu alanın ortadan kalkmasından duyduğu rahatsızlığın, bugün sahaya inmiş gibi görünen ama özü itibarıyla menfi ve nefsî bir dil üreten haberlere dönüştüğünü üzülerek gözlemliyorum. Bu tür bir yaklaşım, yönetime değil; sahada çalışan emekçiye, yani Hendek’in evlatlarına yük bindirir.

Yanlış, eksik ya da yönlendirici her haber; eninde sonunda karın, çamurun ve gecenin içinde görev yapan personelin omzuna yeni bir yük olarak döner. Eleştiri elbette gereklidir; ancak bu eleştiri yapıcı, ölçülü ve sorumluluk bilinciyle yapılmadığında amacından sapar. Şunu özellikle ifade etmek isterim: Bu değerlendirmeler Hendek basınının tamamını kapsamaz. İşini hakkıyla yapan, sahadaki emeği gören, eleştirisini kamu yararı için yapan basın emekçilerini bu sözlerin dışında tutuyorum. Kalemiyle vicdanı bir olan hiçbir basın mensubunun bu yazıdan rahatsız olmayacağına inanıyorum.

Son sözüm şudur: Haksız, taraflı ya da siyasi saiklerle yapılan her eleştiri; yöneticilerden önce, bu kentin kendi evlatlarını yaralar. Siyasi hesabı olanlar sabretsin, sandığı beklesin. Ama bugün, Hendek’in emekçisinin sırtına haksız yük bindirmeyelim. Bu satırlar; bir Hendekli, emekli bir belediyeci ve bu kentin evlatlarına karşı vicdan borcu hisseden bir yurttaşın samimi çağrısıdır. Yerelde dile getirilmiş olsa da, benzer durumların yerelden genele pek çok bölgede yaşandığı açıktır.

Saygılarımla...

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Hendek, Yağmurlar ve Su Baskınları ​"Birilerine maşa olmaktan iyidir işe yaramak!" "Yine Kimi Ürküttün Vekil Ali!" "NEDEN ALİ İNCİ?" "KIRKPINAR KİMSENİN MÜLKÜ DEĞİLDİR: NE PEHLİVANA KOTA KOYULUR NE SEYİRCİYE KAPI KAPATILIR!" "HALKIN İÇİNDE OLMADAN HALK ANLAŞILAMAZ!" Bir Adım Geri Çekil Vekil Ali: "Bırak İzini Silemesinler!" "Bir Kaymakam Geldi, Makam Halkın Kapısı Oldu!" "YÜREKLİ BİR VEKİL ARANIYOR" NE OLUYOR BU ÜLKEDE? "Rakamlarla Değil, Küskün İnsanlarla Kaybedilen Seçimler!" BELEDİYECİ ARKADAŞLAR… HENDEK’TE SEÇİM KAZANMANIN ŞİFRESİ: "BORÇSUZ BELEDİYE Mİ, ADALETLİ BELEDİYE Mİ?" "HALKIN HAZIRLADIĞI PASTA HALKA UZAK SOFRA!" Halkın cüzdanı boş, magazinin gündemi dolu! "Sırrı Sakık…" SİYASETİN SESSİZ ÇÖKÜŞÜ! "KOLTUK SEVDASININ KÖR ETTİKLERİNE…" Mevzu Koltuk Olunca: Cumhur–Millet İttifakı Oluştu, Fizik Kuralları Çöktü! “Beş Yıl Sessiz Kalanların Bugün Kahraman Rolü Kesmesi: Bir Hendek Masalı” "Kudret Holat: Bir Muhtardan Çok Daha Fazlası!" İTİBAR SUİKASTİNE GEÇİT YOK: "BİLAL SOYKAN’IN YANINDAYIM!" “Koltuk mu Adamı Değiştiriyor, Yoksa Koltuğa Oturmak İçin Her Yolu Mubah Sayanlar mı Kendini Ele Veriyor?” Emekliye Asgari Ücretliye Çifte Standart Yeter! NEDEN BİZDE HEP VAAT SİYASETİ KAZANIR? Üç Ali’nin Yarışı: Kim Gerçekten Hendek’le Yürüyor? HENDEK’İN MENFAATİ KİŞİSEL HESAPLARIN ÜSTÜNDEDİR! Hendek’te Cumhur İttifakı’nın Adayı BBP mi Oluyor? HENDEK SİYASETİNDE “AKIL TUTULMASI” VE GÖLGE OYUNLARI! Siyasilerin En Büyük Düşmanı Kendi İçlerindedir! “VASIFSIZ DEDİKLERİNİZ, DÜNYAYI TEMİZ TUTAN GERÇEK VASIFLILARDIR!” HENDEK’TE SEÇİMLERİN KADERİNİ HENDEK BELEDİYESİ PERSONELİ BELİRLER! Hendek’te Fısıltı Gazetesi Yeniden Sahada! HENDEK'TE YİNE BALIN PEŞİNDE KANATLI KARINCALAR! SABIR TAŞI GİBİ DURMUŞSUN BE! PÜSKÜLLÜ BAŞKAN! Hendek Belediyesi CHP’nin mi olacak? Tavanda İttifak, Tabanda İhtilaf: Siyasetin mide bulandırıcı Çelişkisi Hendek’te Koltuk Kapmaca: Siyasetin Ahlaki İflası Yaraya Neşter Vuran Bir Yiğit Çıktı! Altının Kıymetini Sarraf Bildi Başpehlivanlar Kendini Neden Saklar? Lig Güreşleri Kırkpınar’ın Önüne Geçmemeli Vekilden Daha Dokunulmaz Devlet Memuru Yedek Ali, Önce Kendi Kusurlarına Bak Lig mi Kırkpınar mı? Ağalık mı İş Adamlığı mı? İyiler Çok Yorulur! Geride yaşadığınız ve yaşattıklarınız kalacak! Kökünüz sağlam değilse, yukarıda sağlam da değilsiniz! İnsanlar insanların önünde secde ettiği için, dünya insanlara zindan oldu! Adamın birinin etrafını sırtlanlar sarmış! Kainatta başlayan ilk günah kibirdir! Helâlin hesabı, haramın azabı var! Federasyon taze kana ihtiyaç duymadı! Bal tutan parmağını yalar misali! Sana bir dost nasihatı! Her şey gelip geçici, hiçbir şey kalıcı değil! Biri kazandı, Hendek kaybetti! ARTTIRDIKÇA AZALIYOR İNSAN! SÖZÜM FEDERASYON BAŞKANLARINA! Şampiyon Taha Akgül TGF Başkan Adayı Sporda "Doping" olmalı! İki büyük efsane Süslü püslü, yalan dolan sözler insanlara hoş geliyor! HER SALTANATIN BİR SONU VARDIR! Tüm Ali Gürbüz Sosyal Medya Sayfalarına acizane bir tavsiyem var! İnsanın gözü doymadığı sürece, hiçbir şeyden doymaz! Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner! Türk yağlı güreşinin geldiği nokta! SEN KİMSİN? BEN KİMİM! Şimdilik meydan sizin! Değerli güreş severlere açıklamamdır! Yanlış yaptın Ali! Tüm güreş camiasına sesleniyorum! PEHLİVANLAR, BU RESME İYİ BAKIN! Gel dedik İdris Ağam gel! Neredesin İdris Ağam? Beni seven böyle sevsin! Yine Ali hedefte! Herkes konuşuyor, ben ise soruyorum! Dualı çayırlardan, beddualı çayırlara! Eğer, bu yazıyı okuyorsan hala vaktin var! Söylesem söz, söylemesem köz oluyor! Hangisi daha kaliteli: Lig Güreşleri mi? Yerel Güreşler mi? Cihan Şampiyonu Mahmut Demir! "Zahmetsiz rahmet olmaz" sözünü perçinler adeta koçyiğit! Ne Rıza, Ne de Ali! Hakkını helâl et Ali! Kırkpınar'a ramak kala, 7-8 gün kala Kırkpınar öncesinde yaşananlar! Devletin zirvesi değişmedi, sen niye değiştin? Iğdırlı Hasan Pehlivan! Nihayet beklediğimiz, yıllardır dert edindiğimiz karar alındı! Zahmetsiz rahmet aramayın! HAYRET EDİYORUM, AKLIM ALMIYOR! Devlete açık mektup! Yörük Ali Destanı Tebrikler Ali! Tarihine düşman sözde gazeteciler türedi İstifa! Neden? Makam sahibi ve para babaları önünde boyun eğenler var? Cazgır kimdir? Her yöneticinin birçok yalakası vardır! Kim mağdur? YA O KOL KOPACAK, YA DA O ÇARK DURACAK! NİYET OKUYUCULAR! Örümcek Adam! Yaralı Aslan Cengizhan! Konya Beyşehir'den kükredi bir koçyiğit! Maskeli Beşler Hendek'te! BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ! O BİR SARI FIRTINA! Toroslara mı çıktın Ali? Baba ben pehlivan olacağım! Ne anlar Hikmet hoca güreşten! Onlara rağmen kaybedeceksiniz! Ne olmak, ne olmamak gerek? Arkamdan atıp tutan, makam yalakalarına bir çift sözüm var! Vekillere mektup var! Hain kim? Merak ediyorum ve soruyorum! Büyük Birlik olmasa, Hendek'in hali ne olurdu? SİYASİ PARTİLERDE BOZUK FERMUAR İTTİFAKI TÜRK GÜREŞİNE ŞEREF GELDİ, ŞEREF VERDİ MİNDERDE PEŞREV ÇEKEN TÜRK Ne yaptın sen Mustafa? Yakışır Karapürçek'e Türkiye'nin gözü, kulağı Sakarya'da. Sakarya'nın siyasileri, hamileri, abileri, nerede? Siz şu Atasözünü duydunuz mu hiç? Sakın kaybetmeyin Ahmet Kavakçı'yı Denizli; sahip çık yiğidine, sahip çık Raşit'ine KİM KAZANDI? KİM KAYBETTİ? İçimden geldi okumasanız da ben yazayım! Sözüm güreş camiasına Minder mayosuz olmaz da, er meydanı kispetsiz olur mu? Mehmet Keçe Atak Usta İrfan Şahin Usta Necati Başar Aday Adayı Yanlış Yer, Yanlış Zaman Başpehlivanlar Şapkalı amca sen haklısın, İsmail Pehlivan sen de haklısın Kim bu er meydanındaki güzel? Pehlivana sen gel, sen gelme denilirmiş! Ne umduk ne bulduk Ters köşe yaptın sen beni başkan! Şampiyon burada Hendek'li nerede? Orada bir usta var çok uzakta Dualı Çayırdaki purolu monşerler kim? Cemil'e imkânsız de! İki Şehir Arasında Araftayım Pehlivan! Geliyor gelmekte olan SEN GEL, SEN GELME PEHLİVAN Kim ustadır, kim değil Derler, derler her şey derler Sözüm kim'e? Sizce kim haklı? KEMER KİMİN? KİM BU DEMİR ADAM KARA YILAN OSMAN AYNUR GÖLCÜK'LÜ YILDIRAY PEHLİVAN Gölcük'lü Nedim Pehlivan Altı yapısı olmayanın, üst yapısı sağlam da değildir Yeşil Pehlivan O bir koca yörük Yine Samsun ve yine bir yiğit KOCA USTA GAZANFER KAHVECİ Faruk Akkoyun Pehlivan Onlar Ailecek Pehlivan: Anne, Baba, Oğul Pehlivan Yağlı güreş ve usta Bir ol da gel Er Meydanlarından Deprem Meydanlarına Dev Adam Ertuğrul Pehlivan Yatağı Samsun (Fatih Atlı) Çay Ocağından Er Meydanlarına Bizde Yiğitler Bitmez: "Sarı Dev, Karamürsel'li Boşnak Hüseyin" Yağlı Güreş ve Askerlik Bir yiğitten daha ne beklenir ki... Dün Mustafa Bük'tü, Bugün Recep Kara! O KENDİNİ BİLİYOR Feda-Kâr Vefa-Kâr KİM BU KILICI TUTAN EL? Er Meydanlarımızı Pehlivansız Bırakma Başkanım Olmadı Yiğitler, Olmadı Başpehlivanlar DELİ HİKMET Kispet olursa, kısmet de olur! İsa'yı ararken, Musa'dan mı olduk! Yirmisinde Genç Aslan, Kırkbeşinde Yorgun Aslan! KAYBETTİK! Birçok suçlu var, bir de suçsuz var, kim suçlu, kim suçsuz! DERDİMİZ BAĞCIYI DÖVMEK DEĞİL YAĞLI GÜREŞ VE BUKALEMUN CÖMERTLİK SADECE PARA İLE Mİ? GÜÇ İLE Mİ? MAKAM İLE Mİ? OLUR Kitabın ortasından konuşmaya devam edeceğiz Yoruldun be Ali! Feda "Kâr" Teşvik Mi, Taktik Mi, Takip Mi, Tahrik Mi? Kırkpınar Arefesi Çok Oldu, Çok Oldukça Yok Oldu Tarihe Paha Biçilemez Koca Usta Seni Hiçbir Zaman Unutmayacağız UMUTLUYUZ Güçlünün Adaleti mi? Güçsüzün Adaleti mi? KAPILARIMIZDAN... Sağlıklı, mutlu, huzurlu bayramlar... NEFES ALIP VERDİĞİNİZ HER GÜN ANNELER GÜNÜNÜZ OLSUN... ÖZLEDİK... Başpehlivanlık mı? Boşpehlivanlık mı? Vakti geldiğinde konuşacağız