Tavanda İttifak, Tabanda İhtilaf: Siyasetin mide bulandırıcı Çelişkisi
Türkiye'de uzun süredir devam eden ittifak siyaseti, artık sade bir vatandaş olarak bende ciddi bir sorgulama ihtiyacı doğuruyor. Amacım herhangi bir siyasi tarafı hedef almak değil; aksine, halkın içinden biri olarak gözlemlerimi tarafsız ve samimi bir şekilde dile getirmektir.
Ülkemizde siyasetin iki ana kanada ayrıldığı, bu iki ana bloğun ise onlarca kola, dala, yaprağa dönüştüğü bir süreçten geçiyoruz. Bu manzarada asıl dikkat çeken unsur ise, büyük partiler arasında kurulan ittifakların, zamanla küçük ortaklar eliyle şekillenmesi, hatta yönlendirilmesidir. Artık bir parti kurmak için ne güçlü bir tabana ne de büyük bir vizyona ihtiyaç duyuluyor. Sıfır nokta bilmem kaç oy potansiyeline sahip yapılar, "kilit parti" sıfatıyla masaya oturabiliyor, ana aktörlere yön çizebiliyor.
İşin daha vahim tarafı ise, tavanda kurulan bu ittifakların tabanda derin bir ihtilafa sebep olmasıdır. Seçmenler arasındaki kutuplaşma artarken, parti tabanlarında koltuk kavgaları, adamcılık, hemşericilik, yandaşlık gibi unsurlar siyasetin doğasına nüfuz etmiş durumda. Samimiyet yerini stratejik beraberliklere bırakmış, ilke yerini pazarlığa, değer yerini çıkar hesabına terk etmiş vaziyette.
Daha da çarpıcı olan, dün yerden yere vurulan siyasi birleşmelerin, ertesi gün bambaşka ittifaklarla normalleştirilmesi; dünün "ihanet" ilan edilenleri, bugünün "kardeş"i oluveriyor. Bu inişli çıkışlı birleşme ve ayrışmalar, vatandaşın gözünde hem inandırıcılığı hem de güven duygusunu yitiriyor.
Belki yukarıda, lider düzeyinde stratejik hedefler ve siyasi hamleler açısından bu ittifaklar anlamlı olabilir. Ancak, tabanda yaşanan kaos, kargaşa ve samimiyetsizlik, halkı siyasetten soğutuyor; güveni sarsıyor. Siyasi tercih yaparken neyin ne olduğunu anlayamaz hale gelen vatandaş, artık kimin hangi zihniyete sahip olduğunu net biçimde görebilmek istiyor.
Benim bu yazıdaki amacım ne tartışma yaratmak ne de bir tarafı yüceltip diğerini karalamaktır. "Al birini vur ötekine" demek bile bu manzarayı tarif etmekte yetersiz kalır. Tek söylemek istediğim şudur: Bu ittifak modeli artık halk nezdinde anlamını yitirmiş, toplumun midesini bulandırır hale gelmiştir.
Sade bir vatandaş olarak fikrim budur. Eğrisiyle doğrusuyla bu gözlem, benim şahsi değerlendirmemdir. Belki herkesin düşündüğü ama dile getirmediği bir şeydir; ben yalnızca sesli düşündüm.
Saygılarımla...





















