Asgari ücretle, en düşük emekli maaşıyla bir ay yaşamayı göze alacak bir vekil… Bu ülkede TBMM’de yürekli bir vekil var mı çıkıp da asgari ücretle ve en düşük emekli maaşıyla geçinmenin mümkün olup olmadığını gerçekten yerinde görmeye cesaret edecek? Kirada oturan, çocukları okul çağında olan bir aileyi düşünelim. Anne baba var, tek çocuk var. Buna rağmen kira, elektrik, doğal gaz, su, mutfak masrafı, okul gideri, yol parası, giyim kuşam derken ayın yarısı gelmeden para bitiyor. Bu insanlar savurgan değil. Her kalemi kısıyorlar, her harcamayı ölçüp biçiyorlar ama yine de yetmiyor.
O yüzden soruyorum:
TBMM’de bir tane vekil var mı bu maaşla bir ay borçsuz, kartsız, kimseye muhtaç olmadan yaşayabileceğini söyleyebilen? Varsa yolunu anlatsın. Hatta anlatmasın, yaşasın. Pazara kendi çıksın, faturayı kendi ödesin, çocuğun okul masrafını kendi karşılasın. Bir de toplumdan beklenenler var. Her aileye “en az üç çocuk” deniliyor. Peki bu çağrı, bugünün şartlarında hangi imkânlarla karşılık bulacak? Mevcut maaşlar, kiralar ve yaşam maliyetleri ortadayken; bırakın üç çocuğu, insanlar evlenmeyi bile hayal edemez hâle geldi. Beyaz eşya, mobilya, giyim, ev kirası, altın… En sade hâliyle bir düğün ve bir ev kurmanın maliyeti artık milyonları buluyor. Gençler çalışıyor ama bir yuva kurmaya gücü yetmiyor. Bu şartlarda yapılan teşvikler, hayatın gerçekleriyle örtüşmüyor.
Enflasyon ve hayat pahalılığı hesaplanıyor. Peki bu hesaplar kime göre yapılıyor? Halkın gittiği pazara mı bakılıyor, yoksa TBMM yemekhanesindeki fiyat listesine mi? Milletin sofrasıyla Meclis sofrası arasında bu kadar fark varken, açıklanan tablolar ne kadar gerçeği yansıtıyor? İnsanlar artık lüks istemiyor. Ekmek, et, süt, yumurta, peynir, sebze…
Yani temel ihtiyaçlara ulaşmak istiyor. Market fişine bakarken ezilmek, çocuğuna harçlık verirken mahcup olmak istemiyor. Emekliler için de tablo farklı değil. En düşük emekli maaşı belirlenirken alt gelirli emekliler kendi içinde kıyaslanıyor; ancak neden memur emeklisiyle aradaki uçurum konuşulmuyor? Aynı ülkede yaşayan, aynı pazardan alışveriş yapan emekliler neden bu kadar farklı şartlarda hayatta kalmaya çalışıyor? Bu, hayatın ta kendisi. Ve hayat, masa başında yapılan hesaplara sığmıyor.
Saygılarımla...


























